Entropi, bir şifrenin rastgeleliğini ve tahmin edilemezliğini ölçen bir birimdir. Bit cinsinden ifade edilir.
Örnek: 1 bit = 2 durum, 2 bit = 4 durum, 8 bit = 256 durum. Daha yüksek entropi = daha güvenli şifre.
Neden Önemli? Entropi, şifrenizin ne kadar zor tahmin edileceğini gösterir. Her ek bit, şifrenin kırılma zorluğunu iki katına çıkarır. Örneğin 40 bit entropili bir şifre, 41 bit entropili bir şifreden iki kat daha kolay kırılır.
Şifre güvenliği, kombinasyon sayısı ve kırılma süresi ile ölçülür:
Örneğin, 1 milyar deneme/sn hızında çalışan bir sistem:
| Zorluk Seviyesi | Entropi | Kırılma Süresi |
|---|---|---|
| ~43.7 bit | 33 Saniye | |
| ~58.2 bit | 5 Gün | |
| ~72.8 bit | 239 Yıl | |
| ~87.4 bit | 3.6 Milyon Yıl | |
| ~102.1 bit | 54 Milyar Yıl | |
| ~116.7 bit | 808 Trilyon Yıl | |
| ~131.3 bit | 12.1 Kentilyon Yıl | |
| ~145.9 bit | 1.8 × 10²³ Yıl |
Şifre kırma hızları, kullanılan donanıma göre büyük ölçüde değişir:
Not: Bu hızlar teorik değerlerdir ve gerçek dünyada ağ gecikmeleri, şifreleme algoritmaları ve diğer faktörler nedeniyle daha düşük olabilir.
Şifrelerinizi kırmak için kullanılan yaygın saldırı yöntemleri:
Kelime tabanlı şifreler, karakter tabanlı şifrelere göre birçok avantaja sahiptir:
Bu seviye, dijital dünyada kapıyı çekip çıkmak ama kilitlememeyi unutmak gibidir.
Senaryo: Bir saldırgan ASIC cihazını çalıştırıp mutfağa bir fincan kahve yapmaya giderse, daha ilk yudumunu almadan ekranında şifreni görür.
Güvenlik Notu: Sadece "olsa da olur, olmasa da" dediğin önemsiz forum üyelikleri için. Profesyonel bir hırsız için bu kapı sadece bir formalite.
Fena değil, en azından biraz çaba gerektiriyor. Ama siber dünyada 5 gün, bir öğle yemeği arası kadar kısa sayılır.
Senaryo: Şifreni kırmaya niyetlenen biri cihazı Pazartesi sabahı çalıştırırsa, Cuma mesai bitiminde şifrenle birlikte hafta sonu kutlaması yapabilir.
Güvenlik Notu: Sosyal medya hesapların için alt sınır bu olmalı; ancak banka hesabını buraya emanet etmek biraz cesaret (veya aşırı iyimserlik) ister.
Bu şifre, bir insan ömründen daha inatçı. Artık "insan zamanı"ndan çıkıp "nesiller zamanı"na giriyoruz.
Senaryo: Şifreyi bugün kursan ve dünyanın en güçlü kırma makinesini başına diksen; makine şifreyi kırdığında muhtemelen senin torununun torunu huzurevinde emeklilik günlerini yaşıyor olacak. Bilgisayar "Buldum!" diye bağırdığında yıl 2265...
İşler ciddileşiyor. Bu süre, insanlık tarihinin (Homo sapiens öncesinden bugüne) neredeyse tamamına denk geliyor.
Senaryo: İlk insanlar (Australopithecus) bir bilgisayarın başına geçip senin şifreni kırmaya başlasaydı, şifre ancak bugün kırılmış olurdu. Bu sırada kıtalar yer değiştirdi, düzinelerce buzul çağı geçti, biz ateşi bulduk ve uzaya çıktık. Şifren hâlâ orada.
Durup bir nefes alalım. Evrenin tahmini yaşı sadece 13.8 milyar yıl.
Senaryo: Şifreni kırmak için gereken süre, evrenin var oluşundan bugüne geçen sürenin 4 katı. Güneş'imiz yakıtını bitirip bir "Kızıl Dev"e dönüşecek, Dünya'yı yutacak ve sönecek; ama o şifre hâlâ kırılmamış olacak.
Artık "yıl" kavramı anlamını yitiriyor. Zamanın sonuna yolculuk başlıyor.
Senaryo: Galaksimizdeki tüm yıldızlar yakıtını tüketip kararmış, evren zifiri karanlık bir soğuğa bürünmüş (Heat Death). Kara delikler bile buharlaşmaya başlamışken ASIC cihazın o karanlıkta hâlâ doğru kombinasyonu arıyor olacak.
9 kelime ile artık olasılıklar evrendeki görünür atom sayısıyla yarışmaya başlıyor.
Senaryo: Şifreni kırmak için gereken deneme sayısı, okyanuslardaki her bir su damlasının içindeki atom sayısından fazla. Eğer evrendeki her bir atom saniyede 100 milyar işlem yapan bir bilgisayar olsaydı, evren çöküp yeniden başlayana kadar bu şifre yine de kırılamazdı.
Bu sayı artık kağıda sığmıyor. Fizik yasalarının bittiği, saf matematiğin hüküm sürdüğü yer burası.
Senaryo: Eğer evrendeki her bir atomu saniyede bir milyar işlem yapan bir süper bilgisayara dönüştürseydik, yine de atomaltı parçacıkların ömrü bu şifrenin çözüldüğünü görmeye yetmezdi. Bu artık bir parola değil; gerçekliğin dokusuna işlenmiş, sökülemez bir mühürdür.